Sözcükte Anlam Konu Anlatımı | Bilgenç

Sözcükte Anlam Konu Anlatımı

Sözcükte Anlam Konu Anlatımı

Sözcük Nedir?

Dil, insanların duygu, düşünce ve gözlemlerini anlatma için kullandıkları sözlü ve yazılı bir araçtır. Anlam taşıyan en küçük dil birimi sözcüktür. Sözcük olmadan cümle olmaz, cümle olmaz, cümle olmadan paragraf olmaz. O halde diyebiliriz ki, sözcük olmadan dil olmaz.

Bir sözcük kullanıldığı cümleye çeşitli anlamlar katabilir. Başka bir ifadeyle bir sözcüğün anlamı kullanıldığı cümlenin anlamından çıkarılır. Sözcüklerin anlamını görebilmek için içinde kullanıldığı söz grubuna veya cümleye dikkat etmek gerekir. Kısacası bir sözcük gerçek anlamının yanında başka anlamlarda da kullanılabilir.

Hemen her sınavda karşımıza çıkacak olan Sözcükte Anlam başka bir ifade ile Kelimede Anlam konusu, kendinden sonraki konuların anlaşılmasında önem arz etmektedir. Yapılan bütün sınavlarda çoğu soru bu konu ile alakalı olmaktadır. Sözcük Anlam konusunu “Sözcükte Anlam Özellikleri”, “Sözcükler Arası Anlam İlişkileri” ve “Söz Öbekleri” olmak üzere 3 ana başlıkta anlattık. Bu konular çeşit bakımından çok gibi görünen fakat anlaşılması kolay olan konulardır. Aşağıdaki başlıklara tıklayarak konu anlatımlarına ulaşabilirsiniz.
 

Sözcükte Anlam Özellikleri

Sözcükte Anlam Özellikleri
Sözcükler toplumsal yaşamdaki gelişmeler sonucu zamanla anlam genişlemesine uğrar ve değişik anlamlar kazanır. Örneğin, aşağıdaki cümlelerde geçen kanat ve yanmak sözcüklerinin, değişik cümlelerde değişik anlamları nasıl kazandığını görelim:

Örnek

» Kuş, kanatlarını kısıp yere doğru süzüldü.
» Uçağın kanatlarından birisinde arıza varmış.
» O, hep dedesinin kanatları altında yaşadı.

“Kanat” sözcüğü
I. cümlede, kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan organ;
II. cümlede, bir uçağın hava-da durmasını sağlayan taşıyıcı yüzey;
III. cümlede, bir kişinin, bir başkasının koruması altında yaşamını sür­dürmesi anlamlarında kullanılmıştır.

Örnek

» Trene yetişemezsek yandık!
» Bütün gün güneşte beklemekten kolları yanmış.
» Otobüse yetişemezsek biletlerimiz yanar.
» Dünkü yangında binanın büyük bir kısmı yanmış.
» Bu yıl sıcaklar erken bastırdı, ürünlerin hepsi yandı.

“Yanmak” sözcüğü
I. cümlede, mahvolmak;
II. cümlede, ısı etkisiyle vücudun bir yanı yara olmak, kızarmak;
III. cümlede, geçersiz olmak;
IV. cümlede, ısı ve ışık yayarak kül durumuna geçip yok olmak;
V. cümlede, birtakım etkenlerden dolayı işe yaramaz duruma gelmek anlamlarında kullanılmıştır.

Bu örneklerde görüldüğü gibi, bir sözcük, farklı cümlelerde farklı anlamlar kazanabilir. Sözcüklerin bu farklı anlamları; gerçek, yan, mecaz, terim anlam diye adlandırılır.
 
Gerçek (Temel) Anlam
Bir sözcüğün, ilk, asıl, herkesçe bilinen anlamına gerçek anlam denir. Buna sözcüklerin, söylendiğinde aklımıza gelen ilk anlamı da diyebiliriz. Gerçek anlam, sözcüğün tek başınayken sahip olduğu anlamdır. Buna temel anlam ve sözlük anlamı da denir. Örneğin “kanat” denildiğinde herkesin aklına kuşların uçmalarını sağlayan bir organı gelir.

Örnek

» Sabahtan beri dişi ağrıyordu.
» Arabamız yolda arızalanmıştı, yardım beklemiştik.
» İhtiyarın elinde ağır bir çanta vardı.
» Çocuklar top oynarken camı kırmışlar.

Yukarıdaki cümlelerde diş sözcüğü, çene kemiklerinde bulunan çiğnemeye yarayan organlardan her biri; yol sözcüğü, karada insan ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş yürümeye uygun yer; ağır sözcüğü, tartıda çok çeken, hafif karşıtı; kırmak sözcüğü sert bir şeyi vurarak parçalara ayırmak anlamlarında kullanılmıştır.


Bu sözcükler, temel anlamlarıyla kullanıldığından hepsi gerçek anlamlıdır.
 
Yan Anlam
Bir sözcüğün gerçek anlamından tam olarak uzaklaşmadan kazandığı anlamlara denir. Yan anlam aslında kelimenin gerçek anlamlarından biridir ama onlardan birazcık uzaklaşmıştır. Şekil ve işlev benzerliğinden dolayı, bir sözcüğün başka bir varlığa ad olarak verilmesidir. Yan anlam genellikle benzerlik ilgisiyle oluşur.

Örnek

» Masanın gözü
» Mağaranın ağzı
» Uçağın kanadı
» Çarkın dişleri
» Dağın eteği
» Uçurtmanın kuyruğu

Yukarıdaki örneklerde koyu renkli sözcükler yan anlamlarıyla kullanılmıştır.


 
Mecaz Anlam
Bir sözcüğün bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından uzaklaşarak kazandığı yeni anlamdır. Bu anlamıyla sözcük, tamamen başka bir kavramı karşılar duruma gelmiştir.

Örnek

Bu işin daha kolay bir yolu mutlaka vardır.
Babası çok ağır bir işte çalışıyormuş.
Yaşadığı son olaylar cesaretini kırmıştı.

Yukarıdaki cümlelerde yol sözcüğü, yöntem; ağır sözcüğü, zor; kırmak sözcüğü azaltmak, yok etmek anlamında kullanılmıştır.

Bu sözcükler gerçek anlamlarından uzaklaşarak mecaz anlam kazanmıştır.
 
Terim Anlam
Bir kelimenin bilim, sanat, meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir anlamı olan sözcüklere terim denir.

Örnek

» Matematik: açı, sayı, üçgen, karekök
» Dil Bilgisi: cümle, ad, virgül, nokta
» Tiyatro: dekor, sahne, perde
» Müzik: nota, durak, tiz
» Coğrafya: meridyen, enlem, iklim

 

Sözcükler Arası Anlam İlişkileri

 
Eş Anlamlı (Anlamdaş) Sözcükler
Eş anlamlılık, kelimelerin aynı anlama gelmesini ifade eder. Aynı varlığı ya da kavramı karşılayan sözcüklere eş anlamlı sözcükler denir. Eş anlamlı sözcüklerin yazılış ve okunuşları farklı olduğu halde anlamları aynıdır.

Örnek

» öykü – hikaye
» anı – hatıra
» yapıt – eser
» beyaz – ak
» yanıt – cevap
» kara – siyah
» sonbahar – güz
sözcükleri eş anlamlı sözcüklerdir.

 
Zıt (Karşıt) Anlamlı Sözcükler
Birbiriyle karşıt kavramları karşılayan sözcüklere zıt anlamlı sözcükler denir. Zıt anlamlı sözcükler; nesne, durum, görev, iş, nitelik, hareket gibi türlü yönlerden birbirine karşıt durumları karşılar.

Örnek

» Sıcak – soğuk
» İleri – geri
» Aşağı – yukarı
» Açık – kapalı
» Zengin – fakir
» Dar – geniş
» Az – çok
sözcükleri karşıt anlamlı sözcüklerdir.

Bir sözcüğün olumsuzu o sözcüğün zıttı değildir. Her sözcüğün zıt anlamlısı yoktur.

Örnek

» Örneğin; “Sınıfa girdi.” cümlesindeki “girdi” sözcüğünün olumsuzu “girmedi”dir. Ancak “girmek” sözcüğünün karşıtı “çıkmak”tır. Dolayısıyla “girmek-girmemek” sözcükleri karşıt sözcükler değildir.

» “Masa, insan, çiçek kalem…” gibi bazı sözcüklerin karşıt anlamlısı yoktur.

Örnek Soru

Aşağıdakilerin hangisinde karşıt anlamlı sözcükler bir arada kullanılmamıştır?

A) Tatlı yedikten bir süre sonra acıdan kıvrandı.
B) Az veren candan, çok veren maldan…
C) Aramızdaki mesafe uzak ama sen yine bana yakınsın.
D) Pazarda yine satıcı çok, alıcı yoktu.
E) Katı görünüşteki insanlar yumuşak huylu olabiliyor.

 


 
Eş Sesli (Sesteş) Sözcükler
Yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları farklı olan söz­cüklerdir. Eş sesli sözcükler birbiriyle ilgisiz, apayrı sözcüklerdir. Benzerlik, sadece aynı sesten oluşmuş olmalarıdır.

Örnek

En sevdiğim mevsim yazdı. (bir mevsim adı)
Annesine mektup yazdı. (yazmak eylemi)

Bana el gözüyle bakma. (yabancı)
Elinde bir demet çiçek vardı. (bir organ adı)

Sınavda yüz soru soruldu. (sayı)
Hastanın yüzü sararmıştı. (surat, çehre)

İhtiyar, balkonda çay içiyordu. (içecek)
Çayın üstünde tahta bir köprü vardı. (dere)

Yazılış ve okunuşlarında küçük de olsa farklılıklar bulunan sözcükler sesteş değildir.

Örnek

kar (yağış şekli)
kâr (kazanç)

hala (babanın kız kardeşi)
hâlâ (henüz)

alem (kubbelerde bulunan metal süs)
âlem (evren, dünya)


 
Genel ve Özel Anlamlı Sözcükler
Genel ve özel anlam ifadesi, sözcüklerin karşıladığı kavramın kapsamıylailgilidir. Bir sözcük kendi türünden birden fazla kavramı kapsıyorsa genel anlamlıdır.

Aşağıdaki sıralama genelden özele doğrudur. Tersinden bakıldığında ise özelden genele gidilmiş olunur.

Varlık > canlı > insan > sanatçı > yazar > kadın yazar > Halide Edip Adıvar

Örnek

Aşağıdaki cümlelerden hangisinde altı çizili sözcük en genel kapsamlıdır?

A) Bu hayvanın en önemli özelliği çok hızlı koşan bir hayvan olmasıdır.
B) Çiçeği ne zamanlar sulayacağını öğretmek için ona bilgi verdim.
C) Köpek, insanın en sadık ve en eski dostu olmuştur her zaman.
D) Gezide bir kartal gördüm, yükseklerden uçup av arayan.
E) Öğrenciye soruyu doğru cevaplaması için biraz zaman tanıdım.

 



 
Nitel ve Nicel Anlamlı Sözcükler
Bir şeyin sayılabilir veya ölçülebilir olması nicel; sayılamaz ve ölçülemez olup farklı özellikler ile algılanması nitelik kavramlarıyla belirtilir.

Örneğin, “iki kitap” söz grubunda “iki” sözcüğüyle kitabın sayısını yani niceliğini belirtir. “kırmızı kitap” söz grubunda ise “kırmızı” sözcüğü kitabı diğer kitaplardan ayıran özelliği, niteliği belirtmektedir.

Örnek
  • Büyük bir binanın yedinci katında oturuyorlardı. (Nicelik)
  • Büyük işler başarmalıyız. (Nitelik)
  • Geniş bir balkona çıkan evin salonu harikaydı. (Nicelik)
  • Geniş olmalısınız, çocuklar kendilerini anlamanızı beklerler. (Nitelik)
  • Soğuk havalarda dışarı çıkmak istemezsin buralarda. (Nicelik)
  • Soğuk davranışlarıyla ne yapmaya çalıştığını anlayamadım. (Nitelik)


 
Somut ve Soyut Anlamlı Sözcükler
Maddesel varlığı bulunan her şey somut, maddesel varlığı bulunmayan her şey soyut olarak adlandırılabilir. Diğer bir ifade ile Duyu organlarımızla (görme, işitme, koklama, tatma, dokunma) algılayabildiğimiz şeyler somut, algılayamadıklarımız ise soyuttur.

Somut anlamlı sözcükler zihnimizde bir şekil oluşturabilir. Örneğin “kalem” sözcüğü duyulduğunda zihnimizde görüntü canlanabilmektedir. Fakat “heyecan” gibi soyut anlamlı sözcüklerin görünürde bir karşılığı yoktur.

Örnek

“Öksürük, uzun, gürlemek” sözcükleri somut; “zenginlik, üzüntü, iyilik” sözcükleri ise soyuttur.

 

Söz Öbeklerinde Anlam

Tek sözcükle anlatılamayan kavramları karşılamak için kullanılan sözcüklerdir. Söz öbekleri birden fazla sözcükten oluşur. Söz öbekleri “sözcükte anlam” konusu için oldukça önemli olup, anlam bilgisi ve dil bilgisi konularının vazgeçilmezidir.

Söz öbekleri cümlede kullanılışına göre anlam kazanır. Kimi zaman bir sözcükle çok değişik anlamlar vurgulanmış olabilir. Bu tip sorularda sözcük veya söz öbeğinin anlamı cümlede bulunduğu yere göre düşünülmelidir. Söz öbekleri deyimler, atasözleri, özdeyişler, yansımalar, ikilemeler, dolaylama, güzel adlandırma olarak yedi ana başlıkta incelenir. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için başlıklar konu şeklinde sayfalara bölünmüş olup, örneklerle pekiştirilmesi amaçlanmıştır. Okumak istediğiniz konuya tıklamanız yeterli olacaktır.
 
Ad Aktarması
Bir sözcüğün benzetme amacı olmadan başka bir sözcük yerine kullanılmasıdır.

Örnek

» Koltuk kavgası sürgü gitti

Makan yerine makamdan somut bir parça olan koltuk söylenmiş, ad aktarması yapılmıştır.

» İstanbul, havuzda serinledi.

“İstanbul” sözcüğüyle “İstanbul halkı” kastedilmiştir. İstanbul ve halk arasında benzerlik yoktur; yer-insan ilişkisi vardır.

» Tek taşımı kendim aldım.

Tek taş, yüzüğün bir parçasıdır. Taş ve yüzük arasında benzerlik ilgisi yoktur. Ad aktarması söz konusudur.


 
Deyim Aktarması
Birbiriyle ilgili iki sözcük arasında var olan benzerlik ilişkisine dayanarak bu sözcüklerden biri­nin adını ötekine vermeye deyim aktarması denir.

Örnek

» “Irmağın kollarından birisi bu köyün ardından geçiyor.”

Bu cümlede “kol” sözcüğü insanla ilgili bir organ adı ol­duğu halde doğaya uygulanmıştır.

» “Siz gelin bu oduna laf anlatın bakalım.”

cümlesinde “odun” sözcüğüyle anlatılmak istenen “anlayışı kıt” kim­selerdir.


 
Yansıma Sözcükler
Doğada canlı cansız varlıkların çıkardığı seslere yansıma denir. Bu seslerin dile yansımasıyla oluşan sözcüklere de yansıma sözcükler adı verilir.

Örnek

» Köpekler havlıyor, kediler miyavlıyordu.

Cümlesinde “havlıyor” ve “miyavlıyordu” sözcükleri yansımadır; çünkü “hav ve miyav” sesleri doğada vardır.

» Fısıltı, gürültü, horultu, şırıltı… kelimeleri de birer yansıma sözcüktür.


 
Dolaylama
Bazen bir varlığın adlandırılmasında varlığın adı tek sözcükle ifade edilebilecekken onun bir özelliği dikkate alınarak ya da toplumda kabul görmüş birkaç sözcükle o varlık adlandırılabilir. Buna dolaylama denir. Dolaylamalı anlatımlarda sanatlı bir söyleyiş belirgindir ve amaç oku­yucu üzerinde etki yaratmak, anlatımı çekici hale getir­mektir.

Örnek

» “Bu roman aynı adla beyaz perdeye aktarılacak.”

cümlesinde “beyaz perde” sözü “sinema” anlamında kullanılmıştır. Yani varlık tek bir sözcükle karşılanabilecekken birden fazla sözcükle karşılanmıştır.

» Eş → Hayat Arkadaşı
» Kaleci → File Bekçisi
» Ankara → Türkiye’nin Kalbi
» Atatürk → Ulu Önder
» İstanbul → Yedi Tepeli Şehir

Dolaylama en az iki sözcükten oluşur.

 
Güzel Adlandırma
Kimi varlıkların adının söylenmesi insanlarda korku uyandırır ya da onun uğursuzluk getireceğine inanılır. Bu durumda o varlık ya da kavram daha güzel çağrışımlar uyandıracak başka sözcüklerle adlandırılır. Buna güzel adlandırma denir.

Örnek

» “Sonunda onu da son yolculuğuna uğurladık.”

cümlesinde “ölmek” sözcüğü “son yolculuk” sözcükleriyle çağrıştırılmıştır.

» “Zavallı, iyi saatte olsunlara uğramış.”

cümlesindeki “iyi saatte olsunlar” sözü ise “cin, peri” gibi varlıklar için kullanılmıştır.

» “Onun da ince hastalığa tutulduğunu öğrendim.”

cümlesindeki “ince hastalık” sözü ise “verem” anlamında kullanılmıştır.


 
İkilemeler
Anlatımı daha etkili kılabilmek için tür ve görevleri aynı olan iki sözcüğün oluşturduğu söz öbeğine ikileme denir.

İkilemeler yapılarına göre değişik özellikler gösterir. Bunları şu şekilde gruplandırabiliriz.

  • Aynı sözcüğün tekrarıyla yapılanlar: Yavaş yavaş, şırıl şırıl, kapı kapı
  • Eş, yakın anlamlı sözcüklerle yapılanlar: ses seda, yalan yanlış, doğru dürüst, kılık kıyafet
  • Karşıt anlamlı sözcüklerle yapılanlar: aşağı yukarı, ileri geri, az çok, iyi kötü
  • Biri anlamlı biri anlamsız sözcüklerle yapılanlar: eğri büğrü, eski püskü, yarım yamalak, kalem malem
  • Anlamsız sözcüklerle yapılanlar: abuk sabuk, ıvır zıvır, apar topar, gıldır gıcık…
  • Pekiştirilmiş ikilemeler: tatlı mı tatlı, araba da araba, ancak ve ancak, güzel ama güzel…

 
Atasözleri
Atasözleri, uzun tecrübelere dayanan ve milletçe benimsenmiş kalıplaşmış, özlü sözlerdir. Atasözleri öğüt vermek için söylenirler. Dolayısıyla her atasözü bir yargı bildirir.

Atasözlerinin Özellikleri

  • Atasözleri bir hüküm, yargı bildirir.

» “Balık baştan kokar.” atasözünde bir yargı, hüküm belirtilmiştir.

  • Atasözleri kalıplaşmıştır.

» “Sakla samanı, gelir zamanı.” Atasözü “samanı sakla, zamanı gelir” şeklinde değiştirilemez. Söz dizimi değiştirilemez.

  • Atasözlerinde sözcüklerin yerine yakın, eş, benzer de olsa farklı bir sözcük getirilemez.

» “Duvarı nem, insanı gam yıkar.” atasözünü “duvarı rutubet, insanı dert yıkar.” şekline getiremeyiz. Belirttiğimiz gibi atasözleri kalıplaşmıştır.

  • Atasözleri genellikle gerçek anlamı da düşünülebilen mecaz anlamlı sözlerdir.

» “Damlaya damlaya göl olur.” atasözünü hem gerçek anlamda hem mecaz anlamda düşünebiliriz. Dilimizde sadece gerçek anlamlı atasözlerinin sayısı azdır. Atasözleri çoğunlukla mecaz anlamlıdır.

  • Atasözlerinde anlamca birbirine yakın olanlar vardır.

» “Yalnız taş duvar olmaz.” atasözü ile “Birlikten kuvvet doğar.” atasözü anlamca birbirine yakındır.

  • Birbirine karşıt düşünceleri ifade eden atasözleri de vardır.

» “İyilik eden iyilik bulur.” atasözü ile “İyiliğe iyilik olsaydı koca öküze bıçak olmazdı.” atasözü karşıt anlam ifade ederler.
 
Deyimler
En az iki sözcüğün bir araya gelerek oluşturduğu ve sözcüklerden en az birinin gerçek anlamından uzaklaşarak bir varlığı, bir durumu daha etkili ve güçlü biçimde anlatılmasını sağlayan kalıplaşmış sözcüklerdir.

Deyimler dile zenginlik, ifadeye güzellik katar. Türkçemiz deyim bakımından oldukça zengin bir dildir. Deyimler, az sözle çok şey anlatır. Ders verme amacı taşımaz; bir durumu en güzel şekilde anlatmak için kullanılır. Bu nedenle yargı bildirmekten çok, özel durumları ifadede kullanılır.

Deyimlerin Özellikleri

  • Deyimler en an iki sözcüğün kalıplaşmasıyla oluşur. Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Bu nedenle deyimde kullanılan sözcüklerin yerine eş anlamlıları da dahil olmak üzere başka sözcükler getirilemez. Aksi halde anlatım bozukluğu olur.

» “Karnım zil çalıyor.” deyimi “midem zil çalıyor.” şeklinde değiştirilemez.

  • Deyimler genellikle mecaz anlamlıdırlar.

» “Ateş püskürmek”, “Küplere binmek” deyimleri mecaz anlamdadırlar.

  • Gerçek anlamlı deyimler de vardır.

» “Hem suçlu hem güçlü”, “Yükte hafif, pahada ağır” deyimleri gerçek anlamlıdırlar.

  • Bazı deyimler yakın anlamlı, bazıları da karşıt anlamlıdır.
  • Deyimler öğüt vermezler.
  • Deyimler genellikle eylemleri karşıladığı için mastar (-mek, -mak) olarak kullanılırlar. Bununla beraber cümle şeklinde olan deyimler de vardır.

 
Özdeyişler (Vecizeler)
Özdeyişler, uzun uzadıya açıklanabilen, derin anlamlı, bilgece sözlerdir. Topluma tümüyle mal olmamış, genellikle söyleyeni bilinen özlü sözlerdir.

Örnek

» Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum. (Hz. Ali)
» Hayatta en hakiki mürşit ilimdir. (Atatürk)
» Düşünüyorum, öyleyse varım. (Descartes)
» Malı az olan değil, istekleri çok olan insan fakirdir. (Seneca)
» Umut, uyanık olanın rüyasıdır. (Aristo)
» Bir güzel kıyafet, iyi bir tavsiye mektubudur. (C. Şehabettin)

Üniversite Taban Puanları 2019 İçin Tıklayınız.
2020 TYT Konuları
2020 AYT Konuları


Yurtdışı Eğitim Fırsatları

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

10
6
3
6
2
8

Yorum Yap

Yorumlar 2

YKS 2020'ye Evden Hazırlanın! 7/24 Online EğitimHemen incele
+