Söz Sanatları Nelerdir? Söz Sanatları Konu Anlatımı | Bilgenç

Söz Sanatları Nelerdir? Söz Sanatları Konu Anlatımı

Söz Sanatları Nelerdir? Söz Sanatları Konu Anlatımı

Söz Sanatları Nelerdir?

Her dil, zaman içinde yazın adamları tarafından işlene işlene ifade olarak genişletilmiş ve iletişimi daha güzel sağlayacak bir araç konumuna getirilmiştir. Böylece sözcükler, tek boyutluluktan, tek bir anlamın ya da şeklin karşılığı olmaktan çıkarılıp, birden fazla anlamı karşılayacak konuma gelmiştir. Bu durum, ince duyguların, keskin zekaların ve estetik duyarlılığın ürünü olan söz sanatlarının ortaya çıkmasına ortam hazırlamıştır. Yazın adamları da yapıtlarında, sözcüklerle anlam ve çağrışım ilgileri kurmak; söze güzellik, canlılık katmak ve sözü daha etkili kılmak için söz sanatlarına başvurmuştur. Dolayısıyla yazınsal yapıtların anlaşılmasında ve yorumlanmasında söz sanatlarının önemli bir yeri vardır. Özellikle divan edebiyatının anlaşılması için söz sanatlarının çok iyi bilinmesi gerekir. Edebiyatımızın en eski dönemlerinden günümüze kadar özellikle divan edebiyatında söz sanatlarına büyük önem verilmiştir. En önemli söz sanatları şu şekildedir:
 

Teşbih (Benzetme)

Aralarında benzer nitelikler bulunan iki varlıktan zayıf olanı güçlü olana benzetme sanatına teşbih denir.

“Babam aslan gibi güçlüdür.” cümlesinde baba, güçlülük bakımından aslana benzetilmektedir.

“Bodrum, cennet kadar güzel bir beldedir.” cümlesinde Bodrum, güzellik bakımından cennete benzetilmektedir.

Teşbih sanatının ögeleri:
Temel ögeler: Benzeyen, benzetilen
Yardımcı ögeler: Benzetme yönü, benzetme edatı
 
» Benzetmenin dört ögesiyle yapılan teşbihe “teşbih-i mufassal (tam benzetme)” denir.
 

Örnek

Zehirli bir hançer gibi
Ölümcüldür gözlerin

Benzeyen: gözler
Benzetilen: hançer
Benzetme yönü: ölümcül olma
Benzetme edatı: gibi

Örnek

Yorgun bir kervan misali yavaş yavaş
Anılar geçti gözlerimin önünden

Benzeyen: anılar
Benzetilen: kervan
Benzetme yönü: yavaş yavaş geçmek
Benzetme edatı: misali


 
» Benzetmenin yalnızca temel ögeleriyle (benzeyen-benzetilen) kurulan teşbihe ise “teşbih-i beliğ (güzel benzetme)” adı verilir.
 
Örnek

Gider oldum kömür gözlüm elveda.

Benzeyen: göz
Benzetilen: kömür

Örnek

Akşamlar bir romandır bu şehirde.

Benzeyen: akşamlar
Benzetilen: roman


 

İstiare (Eğretileme)

Benzetmenin temel ögelerinden yalnızca biriyle yapılan benzetmeye istiare denir. İstiarede sözcük benzetme amacı güdülerek kendi anlamı dışında başka bir anlamda kullanılır. İstiare, açık ve kapalı istiare olmak üzere ikiye ayrılır:
 
Açık İstiare
Benzetmenin ögelerinden sadece “benzetilen” ile yapılan istiareye açık istiare denir.

Örnek

“Yüce dağ başında siyah tül vardır.”

dizesinde “siyah tül” ifadesiyle “bulutlar” kastedilmiştir yani bulutlar siyah tüle benzetilmiştir.
 
“Aslanlar koşuyor cepheye doğru.”

dizesinde “aslanlar” sözüyle “askerler” kastedilmiştir. Buna göre askerler aslana benzetilmiştir.

Kapalı İstiare
Benzetmenin temel ögelerinden sadece “benzeyen” ile yapılan istiareye kapalı istiare adı verilir. Kapalı istiarede benzetme yönü de kullanılabilir.

Örnek

“Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor.”

dizesinde tekerleklerin bir şeyler anlatıyor olması, insana benzetildiğini gösterir. Dolayısıyla “tekerlekler” benzeyen, insan ise benzetilendir.
 
“Bir dağ lalesi üşüyordu yalnızlıktan.”

dizesinde dağ lalesi insana benzetilmiş ve benzetilen durumundaki “insan” verilmemiştir.


 

Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması)

Benzetme amaçlanmadan bir sözcüğün ya da kavramın çeşitli anlam ilgileriyle başka bir sözcük veya kavram yerine kullanılmasıdır. Mecazımürselde iç-dış, parça-bütün, yer-insan, sanatçı-eser, yer-yönetim gibi anlam ilgileri bulunur.

Örnek

Bu masa usta bir elden çıkmış. (parça-bütün ilişkisi)

Almanya, Türkiye ile ilgili alınan kararı onayladı. (yer-yönetim ilişkisi)

Biz mutfağa gidene kadar tencere taşmıştı. (iç-dış ilişkisi)

Karanlık bir odada oturmuş, Zeki Müren’i dinliyordu. (sanatçı-eser ilişkisi)


 

Tenasüp (Uygunluk)

Aralarında anlam bakımından ilgi ve uygunluk bulunan sözcükleri aynı dizede, beyitte ya da dörtlükte kullanma sanatına tenasüp denir.

Örnek

Bahar mevsimidir hemdem-i sâbâ olalım (Bahar mevsimidir, sabah rüzgarıyla arkadaş olalım);
Gül ile dost kokusuyla âşina olalım (Gül ile dost ve kokusuyla da tanıdık olalım).

Şeyhi

Bu beyitte “bahar, gül, koku” kelimeleri arasında tenasüp vardır.

Örnek

Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabip (Ey doktor, aşk derdiyle mutluyum, bana ilaç verme)
Kılma derman kim helakim zehr-i dermanındadır (Bana derman kılma, çünkü dermanın zehri beni mahveder.)

Fuzuli

“Dert, ilaç, tabip, derman, zehir” hastalıkla ilgili kavramlardır; bu kavramların bir arada kullanılması tenasüp sanatını oluşturur.


 

Tevriye (İki Anlamlılık)

Birden fazla anlama gelebilen bir sözün yakın anlamını söylerken uzak anlamını da düşündürme sanatına tevriye denir.

Örnek

Bâki çemende hayli perişan imiş varak; (Yaprak, bahçede oldukça zor durumdaymış)
Benzer ki bir şikâyeti var rüzgardan (Belli ki rüzgardan bir şikayeti var.)

Bâki

Rüzgar kelimesinin iki anlamı vardır. Bunların ilki “yel”; ikincisi ise “devir, zaman”dır. Şiirde bu kelime iki anlama da gelebilecek şekilde kullanılmıştır. Yaprak, esen yelden de şikayetçi olabilir, zamandan da.

Örnek

Bu kadar letâfet çünkü sende var
Beyaz gerdanında bir de ben gerek

Ben; insan vücudunda, özellikle yüzde bulunan koyu renk lekelerdir. Şair, bu anlama gelen “ben”i kullanmış ama kendisini anlatmak istemiştir. Çünkü sözcüğün uzak anlamında birinci tekil kişi söz konusudur.


 

Kinaye (Değinmece)

Bir sözü aynı anda hem gerçek hem de mecaz anlamıyla kullanma sanatına kinaye denir.

Örnek

Ey benim sarı tanburam
Sen ne için inilersin
İçim oyuk derdim büyük
Ben anınçün (onun için) inilerim

Pir Sultan Abdal

Yandaki dörtlükte “içim oyuk” sözü hem gerçek hem de mecaz anlamda kullanılmıştır. Bir müzik aleti olan tamburanın içi gerçekten oyuktur. Öte yandan “içim oyuk” sözüyle şair, tamburanın derdinin çok olduğunu anlatmak istemiştir.


 

Hüsnü Talil (Güzel Nedene Bağlama)

Anlatıma güzellik katmak için doğal bir olayı gerçek nedeninin dışında hoşa gidecek bir nedene bağlamadır.

Örnek

Gönlünü Şirin’in aşkı sarınca
Yol almış hayatın ufuklarınca
O hızla dağları Ferhat yarınca
Başlamış akmaya çoban çeşmesi.”

Faruk Nafiz Çamlıbel

Bu dizelere göre çoban çeşmesi, Ferhat dağları yardığı için, ona yardım etmek amacıyla akmaya başlamıştır. Oysa çeşmenin akış nedeni tamamen doğal etmenlerdir.


 

Tecahüli Arif

Kelime anlamı “bilgi sahibi olanın cahilliği”dir. Şiirde anlamı etkileyici kılmak için şairin bildiği bir şeyi bilmiyormuş gibi ifade etmesidir. Başka bir deyişle şair, bildiğini bilmiyormuş gibi söyler.

Örnek

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var
Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar…

Cahit Sıtkı Tarancı

Şair, aynaya baktığında yaşlandığını, saçlarının ağardığını, yüzünde çizgiler, gözlerinin altında morluklar olduğunu ilk kez fark etmiş gibi şaşkınlık içindedir. Oysa yaşlandığı gerçeğini bilmektedir.


 

Teşhis (Kişileştirme)

İnsan dışındaki varlıklara insana özgü duygu ve davranışlar kazandırma sanatına teşhis denir.

Örnek

Karlı dağların başında
Salkım salkım olan bulut
Saçın çözüp benim için
Yaşın yaşın ağlar mısın

Yunus Emre

Saçını çözen ve ağlayan bulut kişileştirilmiştir.

Örnek

Salındı bahçaya girdi
Çiçekler selama durdu
Mor menekşe boyun eğdi
Gül kızardı hicabından

Aşık Emrah

Selam duran çiçekler, boyun eğen menekşeler ve utancından kızaran güller kişileştirilmiştir


 

İntak (Konuşturma)

İnsan dışı varlıkların insan gibi konuşturulması sanatına intak denir.

Örnek

Kurnaz tilki sesini yumuşatarak,
Ona dedi ki: —Kardeşçiğim, artık dostuz;
Müjde getirdim sana, in de bir öpüşelim;
Barış oldu hayvanlar arasında.

La Fontaine

Tilki konuşturularak intak sanatı yapılmıştır.

Örnek

Arı sordu: Şen kelebek
Neden böyle süslenerek
Çiçeklere seslenerek
Uçuyorsun benek benek?

La Fontaine

Arı ve kelebek konuşturularak intak sanatı yapılmıştır.


 

Mübalağa (Abartma)

Duygu ve düşünceleri daha güçlü ifade etmek için bir durumu olması gerektiğinden çok fazla ya da çok az gösterme sanatına abartma (mübalağa) denir.

Örnek

Meni candan usandırdı cefâdan yar usanmaz mı (Sevgili beni canımdan usandırdı; cefa etmekten o usanmaz mı?)
Felekler yandı âhumdan murâdım şem’i yanmaz mı (Ahımdan bütün gökyüzü yandı, muradımın mumu hâlâ yanmaz mı?)

Fuzuli

Şairin ahının bütün gökyüzünü yaktığını söylemesi mübalağadır.


 

Tezat (Zıtlık)

Birbirine zıt kavramları ya da durumları bir arada kullanma sanatına tezat denir.

Örnek

Neden böyle düşman görünürsünüz
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar

Cahit Sıtkı Tarancı

“Dost” ve “düşman” sözcükleri arasında karşıtlık yani tezat vardır.

Örnek

Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe

H.Hüseyin Korkmazgil

Yaprak dökmek ve bahar bahçe sözleri birbirine zıt iki durumu ifade etmektedir.


 

Tariz (İğneleme)

Birini küçük düşürmek ya da iğnelemek için bir sözü gerçek anlamının tam tersi bir anlamda kullanmaktır.

Örnek

Bir nasihatim var zamana uygun
Tut sözümü yattıkça yat uyanma
Meşhur kelamdır sen kazan sen ye
El için yok yere ateşe yanma

Huzûrî

Şair bu dörtlükte ters öğüt vermektedir. Aslında yan gelip yatanların ne kadar yanlış yaptığını anlatmak istemektedir.


 

Telmih (Hatırlatma)

Geçmişte yaşanmış ve herkes tarafından bilinen bir olayı ya da tarihe mal olmuş bir kişiyi hatırlatan sözlerin kullanılmasına telmih denir. Bir sözün telmih olduğunu anlayabilmek için, çağrıştırılan olay, durum ve kişi hakkında bir bilgiye sahip olmalıyız.

Örnek

Vefasız Aslı’ya yol gösteren bu
Kerem’in sazına cevap veren bu
Kuruyan gözlere yaş gösteren bu
Sızmadı toprağa çoban çeşmesi

Faruk Nafiz Çamlıbel

Aslı ile Kerem adlı halk hikayesi kahramanları hatırlatılmıştır.

Örnek

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin… Millet yürüyecek arkandan !
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan…
Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

Arif Nihat Asya

İstanbul’un fethi, Ulubatlı Hasan ve Fatih Sultan Mehmet hatırlatılmıştır.


 

Tekrir (Yineleme)

Sözün etkisini güçlendirmek amacıyla sözcük ya da sözcük öbeklerini yinelemeye tekrir denir. Tekrir, anlatıma duygu ve coşku katar.

Örnek

Yazık, sana ağlamayan şiire,
Yazık, sana titremeyen vicdana;
Yazık, sana uzanmayan ellere,
Yazık, seni kurtarmayan insana!

Mehmet Emin Yurdakul

Yazık ve sana sözcükleri tekrar edilmiştir.

Örnek

Dedim inci nedir dedi dişimdir
Dedim kalem nedir dedi kaşımdır
Dedim on beş nedir dedi yaşımdır
Dedim daha var mı dedi ki yok yok

Seyrâni

Dedim, dedi, nedir, yok sözcükleri tekrar edilmiştir.


 

Leff ü Neşr (Sıralı Açıklama)

Bir dizede iki ya da daha fazla kavramdan bahsettikten sonra diğer dizede bunları çağrıştıran başka sözleri kullanma sanatıdır.

Örnek

Gönlümde ateştin, gözümde yaştın,
Ne diye tutuştun, ne diye taştın.

Hicrani

Tutuşmak ateşle, taşmak ise yaşla ilgili sözlerdir.

Örnek

Ben bir sedefim, sen nisan bulutu,
Ver damlaları, al yuvarlak inciyi.

Orhan Veli Kanık

Damla bulutla, inci ise sedefle ilgili sözlerdir.


 

Cinas

Sesleri aynı, anlamları farklı sözleri bir arada kullanma sanatıdır. Cinas, sesteş sözcüklerle yapılır. Cinaslı sözcükler daha çok manilerde kullanılır.

Örnek

Al beni, ele beni
Kül edip ele beni.
Seveceksen kendin sev
Sevdirme ele beni.

“ele” sözcüğü ilk iki dizede “elemek” son dizede “yabancıya” anlamında kullanılmıştır.

Örnek

Her nefeste eyledik yüz bin günah
Bir günaha etmedik hiçbir gün ah

“Günah” ve “gün ah” sözlerinde cinas sanatı vardır.


 
» Edebiyat Nedir?

Yurtdışı Eğitim Fırsatları

Üniversite Taban Puanları 2019 İçin Tıklayınız.



2020 TYT Konuları
2020 AYT Konuları

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

0
0
0
7
0
1

Yorum Yap

Yorumlar 0

YKS 2020'ye Evden Hazırlanın! 7/24 Online EğitimHemen incele
+