Sohbet (Söyleşi) Nedir, Sohbetin Özellikleri

Sohbet (Söyleşi) Nedir, Sohbetin Özellikleri

Taban Puanları İçin Tıklayınız.



Sohbet (Söyleşi) Nedir?


Bir yazarın, herhangi bir konudaki düşüncelerini kar­şısındakiyle konuşuyormuş gibi anlattığı yazılara sohbet (söyleşi) denir. Gazete ve dergi yazısı olan söyleşi, günlük konuşma dili ile herkesin anlayabileceği bir üslupla yazılır. Bilimsel bir anlatımı yoktur. Yazar birtakım iç konuşma­lara yer verir. Sıcak bir üslup ve samimi bir dil kullanır. içtenlik ve doğallık, söyleşinin dikkat çekici özellikle­ridir.
Eski kullanımında muhasebe adı verilen sohbet türü, günümüzde söyleşi adıyla da bilinmektedir. Günümüzde yaygın olarak karşılaşılan kitap türlerinden birisi de sohbet türünde yazılmış kitaplardır.

Sohbetin Türünün Özellikleri

  • Yazar, karşısında biri varmış gibi kaleme alır.
  • Günlük, sıradan ve rahat bir dille anlatılan düşünce yazılarıdır.
  • Servet-i Fünun döneminde bu türe “musahebe” adı verilir.
  • Konu sınırlaması yoktur.
  • Konu, öznel bir biçimde ele alınır.
  • Konu kanıtlanmaya çalışılmaz.
  • Sorulu-cevaplı cümlelere yer verilir.
  • İçten ve samimi bir dil ile yazılır.
  • Küçük fıkra ve anılar malzeme olarak kullanılabilir.
  • Konu uzatılmaz, ayrıntıya girilmez.
  • Dil oldukça yalın ve sadedir.
  • Yeri geldikçe konu ile ilgili atasözü ve vecizelerden yararlanır.

Sohbet Türündeki Önemli Eserler

  • Ahmet Rasim – Ramazan Sohbetleri
  • Ahmet Rasim – Muharrir Bu Ya
  • Suut Kemal Yetkin – Edebiyat Söyleşileri
  • Melih Cevdet Anday – Dilimiz Üstüne Söyleşiler
  • Şevket Rado – Eşref Saat
  • Şevket Rado – Ümit Dünyası
  • Sermer Sami Uysal – Yahya Kemal’le Sohbetler

Sohbet (Söyleşi) Örneği


SEVİNÇ ARKASINDAN - Nurullah Ataç

Canım insanoğlu! Büyüktedir gözü hep, elindekiyle yetinmez, çevresini boyuna genişletmek ister. Gözünün gördüğü, kulağının işittiği bir şey olsun da ne olduğunu anlamasın, bir türlü katlanamaz. Uğraşır, didinir, öğrenmek için bütün gücünü esirgemez, pek yorulup bitkin düşünce de gene “yenildim” demez, bir yalan uydurup ona inanır. İnsanoğlunun mutluluk arkasından koştuğunu sanırlar: oysa ki asıl ereği sevinç, şu feylezofların söylediği, “bilme”den doğan sevinçtir. Pascal: “Evren kişiyi ezse de, kişi evrenden uludur; ezildiğini, evrenin üstünlüğünü bilir, evren ise bilmez.” diyor. Kişilerin en ürkeğine, canını en sevenine bakın, en yılınç, en öldürücü doğruları öğrenmek dileğini onda bile bulursunuz.
Beş buçuk yıl süren bir savaştan daha yeni çıkıyoruz; ama insanoğlu bugünkü acı durumundan kurtulmak yolunu aramakla kalmıyor, türlü zorluklar içinde gene düşler kuruyor: aya gidecek, yıldızlarda bizim gibi kişiler var mı, yok mu anlayıp, varsa onlarla haberleşecekmiş… Yeryüzündeki bütün kişiler şimdi bunlarla uğraşıyor demiyorum; ama en bilginleri, en usluları (akıllıları) arasında kendilerini o işe bağlayanlar çıkıyor. Canım insanoğlu! Kırış günlerinde, açlık günlerinde bile düşlerin! unutmuyor, bilgisini arttırmaya, düşünce alanını büyütmeye çalışıyor.
Aya gideceğiz, yıldızlarda bizim gibi kişiler varsa onlarla tanışacağız, konuşacağız da ne olacak?.. Bunu sormak doğru değildir: insanoğlu bilginin neye yarayacağını düşünmeden bilmek ister. Aya gitmek, yıldızlardaki kişilerle tanışmak, başımıza büyük dertler de açabilir; olsun, bilgi uğrunda rahatımızı, mutluluğumuzu esirgeyecek miyiz?
Böyle düşler arkasında -koşacağımıza, biz oturalım da şu toprağımızı bezemeye bakalım mı diyeceksiniz? Ah, ne iyi olur! Ama ne yapalım ki öyle demek, bir yorgunluk gösterir; yarın ise, yorgun kimselerin değil, rahatlarına kıyabilenlerindir.


Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

3
0
0
2
0
3

Yorum Yap

Yorumlar 0

YKS Puan Hesaplama Uygulamamızı İndirdiniz mi?Hemen İndir
+