Türkü Nedir? Türkünün Özellikleri Türleri ve Örnekleri

Türkü Nedir? Türkünün Özellikleri Türleri ve Örnekleri

Türkü Nedir?

Çoğu zaman ilk söyleyeni unutulmuş, zaman içinde çeşitli eklemeler ve çıkarmalarla değişikliklere uğramış, ezgili bir şekilde söylenen şiirlere türkü denir.

Türk halk şiiri türlerinin en eski ve yaygınlarından biri olan “türkü”, aynı zamanda Türk müziğinde kendi içinde sistematik bir bütünlüğe sahip ezgiler topluluğunun da müzikal bir form olarak adıdır.

Halk Edebiyatının en eski kaynaklarından olan Divanü Lugati’t-Türk’te “ır” ve “yır” kelimeleriyle karşılanan türkü terimi yerine Azerbaycan Türkçesinde “mahnı”, Başkurt Türkçesinde “halk yırı”, Kazak Türkçesinde “türki”, Kırgız Türkçesinde “eldik ır”, Tatar Türkçesinde “halık cır”, Özbek Türkçesinde “türki” veya “halk koşigi”, Uygur Türkçesinde “nahşa” veya “koça nahşisi”, Türkmen Türkçesinde “halk aydımı” terimleri kullanılmaktadır.

Türküler iki kaynaktan beslenirler. Birincisi, ilk söyleyenleri bilinmeyen ve “asıl türküler” de denen anonim türkülerdir. Hiç şüphesiz bu türkülerin bir ilk söyleyeni vardır. Ancak ya adını türküye koymamıştır ya da zamanla bu ad unutulmuş ve türkü anonimleşerek topluma mâl olmuştur. Türküleri besleyen ikinci kaynak ise söylenenleri belli olan türkülerdir. Bu türkülerde bir âşık veya bilinen bir kişinin söylediği bir eser, türkü hâline dönüştürülür. Bu eser de oluşturanın adı olsun veya olmasın halk arasında türkü olarak kabul edilir. 16. yüzyılda yaşayan Öksüz Âşık’tan bu yana Karacaoğlan, Âşık Gevherî, Kayıkçı Kul Mustafa, Âşık Ömer ve Âşık Seyranî gibi yüzlerce âşığın eseri bu şekilde türkü hâline gelmiştir.

Türküler halk tarafından o kadar çok sevilir ki; tek veya toplu olarak bir iş yapılırken bile saz aranmadan söylenir. Özellikle hanımlar tarlada ve bahçede çalışırken, yardımlaşarak veya bir iş yaparken uygun Türlüler söylerler.

Türküler bazen öğüt verir, bazen bir olayı anlatır, bazen güldürür, düşündürür, bazen dini konuları işler. Bazen iş ve meslekleri işleyen türkülerde bazen de kınama ve taşlama vardır. Halk Musikisi sözlü ve sözsüz olarak ikiye ayrılabilir. Sözsüz olan oyun havaları olduğu gibi; düğün, kutlama, bayram ve şenliklerde çalınıp – söyleyerek oyun oynamakta kullanılan hareketli türküler de çoktur. Halk Musikisi coğrafi bölgelere, bazen illere göre özellikler de gösterirler. Ege ve Karadeniz Bölgesi ile Urfa ili gibi… En çok kullanılan çalgılar ise; saz, bağlama, cura, kemençe, kabak kemane, zurna, kaval, sipsi, ney, tulum, davul, tef, darbuka ve zilli maşa olarak sayılabilir.
 

Türkü Özellikleri

Türkülerin özelliklerini maddeler halinde şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Kendine özgü bir ezgiyle söylenen nazım biçimidir.
  • Türkülerde konu zenginliği vardır. Aşk, ayrılık, ölüm, tabiat, kahramanlık, güzellik başlıca konulardır.
  • Türkülerde hem bireysel (aşk, ölüm, ayrılık…) hem toplumsal (savaş, göç, deprem…) konular işlenebilir.
  • Yapı olarak iki bölümden oluşur: Birinci bölüm asıl bölüm olan bent bölümüdür. İkinci bölüm ise bendin sonunda yinelenen nakarattır; buna bağlama ya da kavuş­tak denir.
  • Ezgilerine, konularına, dize sayılarına göre çeşitli şekilde adlandırılır.
  • Türküler aaab, cccb, dddb şeklinde kafiyelenir.
  • Genellikle hece ölçüsünün 7, 8 ve 11’li kalıpları kullanılır. 8’li hece ölçüsüyle yazılmış şiirlerden dinsel konuları işleyenlere ilahi, değişik konuları işleyenlere ise semai denir. 11’li hece ölçüsüyle yazılmış halk şiirleri ise koşma adıyla bilinir.
  • Genelde anonimdirler ama söyleyeni belli olan türküler de vardır.
  • Genellikle anonimdirler. Adları bilinen saz şairlerinin söyledikleri de zamanla halka mal olmuştur.
  • Bölgelere göre ad alabilir: Elazığ, Uşak, Urfa…

 

Türkü Türleri

Türküler ezgilerine, konularına ve yapılarına göre üç türlü sınıflandırılabilir:
 
1. Ezgilerine Göre Türküler
Türküler ezgileri bakımından “usulsüz ezgiler” ve “usullü ezgiler” olarak ikiye ayrılır.

a) Usulsüz Ezgiler: Bunlar uzun havalardır ve “kayabaşı”, “divan”, “maya”, “bozlak”, “koşma”, “garip”, “hoyrat”, “kerem”, “kesik kerem”, “müstezad”, “Türkmani”, ve “Çukurova”, “Aydos”, “Eğin” gibi çeşitleri vardır.

b) Usullü Ezgiler: Genellikle oyun havaları olup bu tür ezgiler bölgelere göre değişik adlar alır: Ege’de “zeybek”, Karadeniz’de “horon” ya da “yalı havası”, Ordu, Giresun, Marmara ve Trakya’da “karşılama”, Erzurum yöresinde “Sümmani”, Harput yöresinde “şıkıltım”, Isparta ve yöresinde “dattiri”, Konya’da “oturak”, Şanlıurfa’daysa “kırık” adı verilir.
 
2. Konularına Göre Türküler
Türkülerin işlediği konulara göre tematik bir sınıflandırması şu şekilde yapılabilir.

  • Aşk ve sevda türküleri
  • Gurbet türküleri
  • Mizahi türküler
  • Serhat türküleri
  • Kahramanlık türküleri
  • Eşkiya türküleri
  • Tören türküleri
  • Esnaf türküleri
  • Çocuk ve Oyun türküleri
  • Askerlik türküleri
  • Çoban türküleri

 
3. Yapılarına Göre Türküler
Türküler, dörtlük, bent ve kavuştaklarının sıralanışı bakımından çok farklı yapılarda olabilir. Bu yapısal özellik de türkü sözlerinin zaman içinde değiştiğini göreceli olarak çok daha az değişen ezgilere koşulmak istenilen yeni sözleri uydurabilmek ve kafiyeleyebilmek amacıyla farklı farklı yapıların oluşturulduğunu akla getirmektedir. Bu aynı zamanda ezginin söze göre zamana karşı sözlü kültür ortamında daha dayanıklı olduğunun bir göstergesidir. Daha az değişen ve yaygın olarak bilinen geleneksel ezgilere duygularını ifade etmek için sözler koşuldukça aynı ezgiye sahip farklı sözlerle oluşturulmuş türküler de böylece ortaya çıkmıştır.
 

Türkü Örnekleri

Yeşil Örnek - Anonim

Yeşil ördek gibi daldım göllere
Sen düşürdün beni dilden dillere
Başım alıp gidem, gurbet ellere
Ne sen beni unut, ne de ben seni

Sevdiğim cemalin, güneşim ayım
Seni seven âşık çeker ezvâkı
Getir, el basayım Kelamullah’ı
Ne sen beni unut, ne de ben seni

Ala Gözlü Nazlı Dilbel - Anonim

Ala gözlü nazlı dilber,
Sen d’olasın benim gibi.
Zülfün dökük, boynun bükük,
Sen d’olasın benim gibi.

Bahçanda güller bitmesin,
Dalında bülbül ötmesin,
Kapundan cerrah gitmesin,
Sen d’olasın benim gibi.

Gül yerine diken bitsin,
Kuş yerine baykuş ötsün,
Gözüm yaşı sele gitsin,
Sen d’olasın benim gibi.

Karac’Oğlan der: Merd gibi,
Yanar yüreğim od gibi,
Bir ok yemiş boz kurd gibi
Sen d’olasın benim gibi.

Yar İmiş Meğer - Neşet Ertaş

Derde düştüm dermanını aradım
Dermanı o yârde varımış meğer
Yâri ararken yârden ırağım
Yârden ayrı kalmak zorumuş meğer

Aşk elinden bağrı kavrulanların
Ömrü harman oldu savrulanların
Yanıp yârinden ayrılanların
İşi gücü ahu zarımış meğer

Yârden ayrı kalmak zehirden acı
Beni yâr eyleyen başımın tacı
Garibim aradım yaram ilacı
Başka bulamadım yâr imiş meğer

Gitme Turnam - Anonim

Gitme durnam bizim elden
Dön gel Allah’ını seversen
Ayrılık ölümden beter
Gitme durnam vuracaklar
Seni yârsız koyacaklar
Gitme durnam vuracaklar
Kanadını kıracaklar
Beni yârsız koyacaklar
İkrar verdin dönülür mü
Kalbi hain görülür mü
Yârsiz devran sürülür mü
Dön gel Allah’ını seversen
Gitme durnam vuracaklar
Kanadını kıracaklar
Seni yârsız koyacaklar
Gitme durnam vuracaklar
Kanadını kıracaklar
Seni yârsız koyacaklar
Beni yârsız koyacaklar
Ağlama Gözlerim Mevla Kerimdir - Pir Sultan Abdal

Gurbet elde bir hal geldi başıma
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir
Derman arar iken derde düş oldum
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir

Hüma kuşu yere düştü ölmedi
Dünya Sultan Süleyman’a kalmadı
Dedim yare gidem nasip olmadı
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir

Yol Ver Dağlar - Karacaoğlan

Bugün çay bulandı, yarın durulmaz.
Gurbette ölenin gözü yumulmaz.
Anadan ayrılır, yârdan ayrılmaz.
Yol ver dağlar, ben sılaya gideyim.

Yükseğinde nemli nemli dağlar var.
Eteğinde ala gözlü yârim var.
Yârdan ayırana intizarım var.
Yol ver dağlar, ben sılaya gideyim.

Gurbetlikte demir zincir kırılmaz,
Koç yiğidin kıymatçığı bilinmez.
Her sabah, her sabah yavrı görünmez.
Yol ver dağlar, ben sılaya gideyim.

Hazeli, hey Karac’Oğlan, hazeli.
Döküldü dağların gülü, gazeli.
Gurbet ilde n’eylemeli güzeli?
Yol ver dağlar, ben sılaya gideyim.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

5
0
0
1
0
2

Yorum Yap

Yorumlar 0

YKS 2021'e Evden Hazırlanın! 7/24 Online EğitimHemen İncele
+