Eleştiri (Tenkit) Nedir, Eleştirinin Özellikleri

Eleştiri (Tenkit) Nedir, Eleştirinin Özellikleri



Özel Yurtlar ve Fiyatları için tıklayınız..


Eleştiri (Tenkit) Nedir?


Bir yapıtın ya da sanatçının olumlu-olumsuz, iyi-kötü, güzel-çirkin yönlerini ortaya koyan yazılara eleştiri denir. Eleştiri ­de amaç, sanatçının ya da yapıtın yalnızca eksik, ku­surlu yönlerini göstermek değildir; üstün yönlerini göstermek de eleştirmenin görevidir.

Deneme

Eleştiri Türleri


Eleştiriyi, eleştirmenin tavır ve tutumuna göre iki şekilde inceleyebiliriz:

İzlenimsel (Öznel) Eleştiri: Sanat eserleri karşısında eleştirmenin tutumunu belirtme yoludur. Eleştirmen eseri kendi zevk ölçüleri göz önüne alarak inceler. Öznel yargılar yer alır, bu nedenle çok tercih edilmez. Bu eleştiri türünün ilklerini belirleyen ve öncüsü Antole France’dır. Jules Lemaitre bu türün diğer ismidir.

Nesnel (Bilimsel) Eleştiri: Eleştiri birtakım değişmez yasalara, nesnel ilkelere bağlıdır. Kişisel düşüncelerden kaçınılır. Bilimsel araştırmalardan yararlanılır. Bu türün öncülüğünü Hippolyte Taine yapmıştır.

Edebiyatımızda eleştiri türü Tanzi­mat döneminde başlar.

Eleştiri Türünün Özellikleri

  • Eleştiri yazarına eleştirmen, tenkit yazarı, münekkit denir.
  • Eleştiriler de makale gibi giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur.
  • Dünya edebiyatında Boileau ve Saint Beavuıe eleştiri türünün önemli isimleridir.
  • Divan edebiyatında biyografi yerini tutan tezkirelerin eleştiriyle yakınlıkları vardır.
  • Edebiyatımızda Batılı anlamda eleştiri örnekleri Tanzimat’la birlikte verilmeye başlanmıştır.
  • Edebiyatımızda ilk eleştiri: Namık Kemal tarafından yazılmış olan Tahrib-i Harabat’tır.

Eleştiri Türünün Önemli Eserleri

  • Recaizade Mahmut Ekrem – Takdir-i Elhan
  • Muallim Naci – Demdeme
  • Hüseyin Cahit Yalçın – Kavgalarım
  • Ahmet Şuayb – Hayat ve Kitaplar
  • Nurullah Ataç – Karalama Defteri
  • Nurullah Ataç – Diyelim
  • Nurullah Ataç – Söz Arasında (Deneme – Eleştiri)

Eleştiri Örneği


ELEŞTİRİ - Mehmet Kaplan

“Hasan Boğuldu” hikayesiyle yeniden, bitmez tükenmez zenginliklerle dolu Anadolu’ya açılmış oluyoruz. Anadolu’da acı gerçekler, fakirlik ve ıstırap vardır, fakat onların yanı sıra, hatta onların içinde şiir, aşk ve yiğitlik de mevcuttur. Anadolu halk edebiyatının şaheserleri olan Kerem ile Aslı ve Köroğlu hikayelerinde de biz, hayatın bu iki büyük kaynağını bulmaz mıyız? Fakat gerçeği fark etmek için görmesini bilmek, onun güzelliğini dile getirmek içinse şair olmak icap eder. Sabahattin Ali bu iki meziyete de sahiptir. “Hasan Boğuldu”, onun bu iki meziyetini ortaya koyduğu en güzel eserlerinden birisidir. Hikayede, baştan sona kadar, bir fon musikisi gibi, tabiatın güzelliği çağıldar. Yazar, usta bir ressam gibi, dış alemde gördüğü her şeyi tespit eder. Fakat bu tabiatın içinde, ondan fışkırmış gibi güzel, canlı insanlar vardır. Yörük kızı Emine, bahçıvan Hasan! Yazar, yine bir yörük kızı olan Hacetin ağzından onların hazin ve güzel aşk ve ölüm hikayelerini anlatır. Yazarın kendisi ile Hacetin varlıkları hikayeye bir çerçeve teşkil ederler. Onlar da Emine ve Hasarı gibi, kendilerini çeviren tabiatın güzelliği içinde yer alırlar. Hikayeyi anlatan Hacer, Emine ile aynı obaya mensuptur. Öyle ki biz hikayeyi dinlerken ikisini birbirine karıştırır gibi oluruz. Yazar da Haceti tasvir ederken Hasan gibi, onun kendisinden çok farklı bir insan olduğunu hisseder. Fakat yazar ile Hacer arasında aşk duygusu değil, aynı yola giden iki insan arasındaki dostluk ve yardım duygusu vardır. Hasan ile Emine’nin aşk maceralarına karşı duydukları derin ilgi de onları birleştirir.


YKS - TYT Kitaplarını En Uygun Fiyata Almak için Tıkla...


Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

0
0
0
0
0
0

Yorum Yap

Yorumlar 0