Eleştiri Nedir | Eleştirinin Özellikleri | Eleştiri Örnekleri | Bilgenç

Eleştiri Nedir | Eleştirinin Özellikleri | Eleştiri Örnekleri

Eleştiri Nedir | Eleştirinin Özellikleri | Eleştiri Örnekleri


Eleştiri Nedir?

Bir yapıtın ya da sanatçının olumlu-olumsuz, iyi-kötü, güzel-çirkin yönlerini ortaya koyan yazılara eleştiri denir. Eleştiri ­de amaç, sanatçının ya da yapıtın yalnızca eksik, ku­surlu yönlerini göstermek değildir; üstün yönlerini göstermek de eleştirmenin görevidir.

Eleştiri sözcüğü, tarihi gelişimi süresince birçok yazar ve düşünür tarafından farklı biçimlerde tanımlanmıştır. Yapılan tanımlarda eleştiri sözcüğü kavram olarak “ölçmek, incelemek, çözümlemek, değerlendirmek” gibi sözcüklerle tanımlanmaya çalışılmıştır. Edebi bir kavram olarak da “Bir eseri veya yazarı türlü yönlerden ele alıp değerlendirmek amacıyla kaleme alınan yazı türü.” şeklinde ifade edilmiştir.

Eleştiri işini gerçekleştiren ve edebi metinle okur arasında olan kişilere “eleştirmen” denir. Edebi bir metni eleştiren kişi de edebiyat eserini irdeleyen ve açıklayan, eleştirel inceleme yazısıyla hem okura hem de sanatçıya hizmet edendir.

Eleştiride amaç, ele alınan konunun olumlu ve olumsuz yönlerini ortaya koymaktır. Eleştirmen eleştirdiği durumun ya da eserin orijinal yönlerini okura sunmakla, durumu veya eseri geniş bir perspektifte değerlendirmekle yükümlüdür. Eleştiri yapılırken öncelikle yazar-eser-okur arasındaki ilişki dikkate alınmalıdır. Bu bağlamda eleştirinin okura hitap etmesinin gerekliliği görülür. Yani eleştiri metni, okura belli bir bakış açısı kazandırmalı ve onu yönlendirmelidir.

Eleştirinin gerekliliği konusu sorgulandığında ise sanatın ve sanatçının olduğu her yerde eleştirinin de var olacağı gerçeği ile karşılaşılır. Sanat değeri olan eserler yayınlandıkça onların değerini ölçecek, onları artı ve eksileriyle değerlendirecek, eserlerin diğer bilimlerle olan ilişkisini ortaya çıkaracak eleştirmenler de olacaktır. Dolayısıyla özellikle edebi eleştirmenler, “sanatın ve sanat değeri taşıyan eserlerin olmazsa olmazıdır” yargısında bulunulabilir.
 

Eleştirinin Özellikleri

  • Eleştiri yazarına eleştirmen, tenkit yazarı, münekkit denir.
  • Eleştiriler de makale gibi giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur.
  • Dünya edebiyatında Boileau ve Saint Beavuıe eleştiri türünün önemli isimleridir.
  • Divan edebiyatında biyografi yerini tutan tezkirelerin eleştiriyle yakınlıkları vardır.
  • Edebiyatımızda Batılı anlamda eleştiri örnekleri Tanzimat’la birlikte verilmeye başlanmıştır.
  • Edebiyatımızda ilk eleştiri: Namık Kemal tarafından yazılmış olan Tahrib-i Harabat’tır.

 

Eleştiri Türleri

Eleştiriyi, eleştirmenin tavır ve tutumuna göre iki şekilde inceleyebiliriz:

İzlenimsel (Öznel) Eleştiri: Sanat eserleri karşısında eleştirmenin tutumunu belirtme yoludur. Eleştirmen eseri kendi zevk ölçüleri göz önüne alarak inceler. Öznel yargılar yer alır, bu nedenle çok tercih edilmez. Bu eleştiri türünün ilklerini belirleyen ve öncüsü Antole France’dır. Jules Lemaitre bu türün diğer ismidir.

Nesnel (Bilimsel) Eleştiri: Eleştiri birtakım değişmez yasalara, nesnel ilkelere bağlıdır. Kişisel düşüncelerden kaçınılır. Bilimsel araştırmalardan yararlanılır. Bu türün öncülüğünü Hippolyte Taine yapmıştır.
 

Eleştiri Türünün Tarihsel Gelişimi

Eleştiri Yunanca “kritike” sözcüğünden türemiştir. Eleştirel ve eleştirici anlamındaki “kritikos” sözcüğü Latinceye “critucus” biçimiyle geçmiş ve bu yolla Avrupa dillerine yayılmıştır.

Günümüzdeki anlamıyla edebiyat eleştirisinin, bir yazı türü olarak Batı edebiyatında 19. yüzyılda doğup geliştiği bilinmektedir. Batı edebiyatında, Boileau ve Anotole Franve eleştiri türünün önemli temsilcileri olarak bilinmektedir.

Bir yazı türü olarak eleştiri bizde Tanzimat’tan sonra görülür. O zamanki adıyla tenki, Avrupa fikir ve sanat alemi ile temastan sonra memleketimize gelmiştir. Bu dönemin eleştiri anlayışında ilke ve yöntemler henüz netleşmiş değildir.

Bu dönemde rastlanan ilk eleştiri yazısı Şinasi’nindir. Şinasi’nin edebiyat eleştirisi olarak anılabilecek yazısı temelde bir dil tartışması olan “mebhusetu’n anha, terceme-i salifetü’z-zikr, tul ü dıraz” sözcükleri çerçevesindeki dizi yazısıdır.

Ondan sonra gelen Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat Efendi, Abdülhak Hamid, Recaizade Mahmut Ekrem, eleştiri türünde metinler kaleme almışlardır.

» Eleştirinin Tarihsel Gelişimi Hakkında Deatylı Bilgi İçin: Eleştiri Türünün Tarihsel Gelişimi

Türk edebiyatında eleştiri türündeki önemli eserler:

  • Recaizade Mahmut Ekrem – Takdir-i Elhan
  • Muallim Naci – Demdeme
  • Hüseyin Cahit Yalçın – Kavgalarım
  • Ahmet Şuayb – Hayat ve Kitaplar
  • Nurullah Ataç – Karalama Defteri
  • Nurullah Ataç – Diyelim
  • Nurullah Ataç – Söz Arasında (Deneme – Eleştiri)

 

Eleştirmenin Özellikleri

  • Ele aldığı eserin özelliklerini ve değerini ortaya koymalıdır.
  • Eseri değerlendirirken ön yargılarını geride bırakmalıdır.
  • Önemli olanın yazar değil, incelenen eserin olduğunun farkında olmalıdır.
  • Eleştirilerinde aşırıya kaçmamalı, yazarı veya eseri överken/yererken ölçülü davranmalıdır.
  • Belli bir dünya görüşü, hayat felsefesi olmalı ve olaylara çok yönlü bakabilmelidir.
  • Öznel ve nesnel eleştiri ayrımını yapabilmeli ve bunu eleştirilerine yansıtabilmelidir.
  • İyi bir okuyucu ve araştırmacı olmalıdır.
  • Toplumsal olayları farklı açılardan inceleyip değerlendirebilmeli, olayların sosyolojik tahlilini yapabilmelidir.
  • Farklı düşüncelere saygılı olmalıdır.

 

Eleştiri Metni Yazma

Tanıtımı veya eleştirisi yapılacak bir roman, hikâye ya da şiir metnine dair eleştirel bir metin yazılmadan önce, o metin dikkatli bir şekilde eleştirel bir gözle okunmalıdır. Okuma esnasında metne dair önemli kısımlar not edilmelidir. Eleştiri yazısı yazılmadan önce taslak bir yazı oluşturulmalıdır.

Metnin ne amaçla yazıldığı, ne denli amacına ulaştığı, içeriği, dili ve üslubu sorgulanmalıdır. Metinde kullanılan bakış açısı, metnin yazıldığı dönemin sosyal ve siyasi yapısı da dikkate alınmalıdır. Metinde kullanılan anahtar sözcükler ve bölümler de metnin değerlendirilmesini kolaylaştırır. Metni inceleyen kişi, bütün bu bilgilere dair notlar tuttuktan sonra metin hakkındaki izlenimlerini yazmalı ve metni değerlendirme aşamasına geçmelidir. Değerlendirme aşamasında o metinle ilgili daha önceden yazılmış metinler varsa onlar da okunmalı ve metin geniş bir perspektifte değerlendirilmelidir. Metnin yazarına ait diğer metinler de incelenmelidir. Yani değerlendirme aşamasında eleştirmen çok yönlü bir çalışmanın sonucunda kendi görüşlerini dillendirmelidir.

Eleştiri metnini yazmaya başlayan eleştirmen; yazısına dikkat çekici bir giriş yapmalı, metni analiz ettikten sonra yazısını okurun kafasında soru işaretleri bırakmayan bir sonuç bölümüyle sonuçlandırmalıdır. Yazısını bitiren eleştirmen metni baştan okumalı, mevcut yazım ve noktalama hatalarını, mantıksal tutarsızlıkları düzelttikten sonra yazısına son şeklini vermelidir.
 

Eleştiri Örnekleri

ELEŞTİRİ - Mehmet Kaplan

“Hasan Boğuldu” hikayesiyle yeniden, bitmez tükenmez zenginliklerle dolu Anadolu’ya açılmış oluyoruz. Anadolu’da acı gerçekler, fakirlik ve ıstırap vardır, fakat onların yanı sıra, hatta onların içinde şiir, aşk ve yiğitlik de mevcuttur. Anadolu halk edebiyatının şaheserleri olan Kerem ile Aslı ve Köroğlu hikayelerinde de biz, hayatın bu iki büyük kaynağını bulmaz mıyız? Fakat gerçeği fark etmek için görmesini bilmek, onun güzelliğini dile getirmek içinse şair olmak icap eder. Sabahattin Ali bu iki meziyete de sahiptir. “Hasan Boğuldu”, onun bu iki meziyetini ortaya koyduğu en güzel eserlerinden birisidir. Hikayede, baştan sona kadar, bir fon musikisi gibi, tabiatın güzelliği çağıldar. Yazar, usta bir ressam gibi, dış alemde gördüğü her şeyi tespit eder. Fakat bu tabiatın içinde, ondan fışkırmış gibi güzel, canlı insanlar vardır. Yörük kızı Emine, bahçıvan Hasan! Yazar, yine bir yörük kızı olan Hacetin ağzından onların hazin ve güzel aşk ve ölüm hikayelerini anlatır. Yazarın kendisi ile Hacetin varlıkları hikayeye bir çerçeve teşkil ederler. Onlar da Emine ve Hasarı gibi, kendilerini çeviren tabiatın güzelliği içinde yer alırlar. Hikayeyi anlatan Hacer, Emine ile aynı obaya mensuptur. Öyle ki biz hikayeyi dinlerken ikisini birbirine karıştırır gibi oluruz. Yazar da Haceti tasvir ederken Hasan gibi, onun kendisinden çok farklı bir insan olduğunu hisseder. Fakat yazar ile Hacer arasında aşk duygusu değil, aynı yola giden iki insan arasındaki dostluk ve yardım duygusu vardır. Hasan ile Emine’nin aşk maceralarına karşı duydukları derin ilgi de onları birleştirir.

 
» Önerilen: Gazete Çevresinde Gelişen Metin Türleri
» Önerilen: Öğretici Metinler


Üniversite Taban Puanları 2019 İçin Tıklayınız.

2019 TYT Konuları
2019 YKS (AYT) Konuları

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

0
0
0
0
0
0

Yorum Yap

Yorumlar 0

TYT/AYT'ye Evden Hazırlanın! 7/24 Online Eğitim.Hemen İncele
+