Edebiyat Nedir? | Edebiyatın Tanımı ve Açıklaması | Bilgenç

Edebiyat Nedir? | Edebiyatın Tanımı ve Açıklaması

Edebiyat Nedir? | Edebiyatın Tanımı ve Açıklaması

Edebiyat Nedir?

Bu yazımız Edebiyat Nedir? | Edebiyatın Tanımı ve Açıklaması gibi sorular üzerinde duracağız.

Edebiyat; Duygu, düşünce ve hayallerin dil aracılığıyla güzel, etkileyici ve belli bir şekil içerisinde anlatılması sanatına edebiyat denir. Edebiyatın malzemesi dildir, dil ise sese dayalı bir iletişim sistemidir. Dolayısıyla edebiyatı fonetik sanatlar içinde yer alan bir sanat olarak görmek gerekir. (bknz: Dil Nedir?)

Bütün güzel sanatlarda olduğu gibi edebiyatın da amacı güzel duyguları, hayalleri ve tasarıları yaratıcılığın süzgecinden geçirerek paylaşmaktır. Ressamlar bu işi boyalarla, heykeltıraşlar taş ve ağaçlarla, müzisyenler notalarla, edebiyatçılar ise kelimelerle yapar. Edebiyatçının en önemli silahı kelimelerdir. O, kelimelere öyle anlamlar yükler ki okuyucuya bambaşka bir duygu ve hayal dünyasının kapılarını açar. Bir tarih, fizik, felsefe veya benzeri bir öğretici metin ile bir şiiri, romanı ya da hikayeyi karşılaştırdığımızda edebiyatın ne olduğunu daha iyi anlarız. Öğretici metinlerde temel amaç bir konuya açıklık getirmek, herhangi bir konuda bilgi vermektir. Ama edebiyat eserlerindeki temel amaç, bir duygu veya hayali, dilin olanaklarından yararlanarak etkileyici ve güzel bir şekilde anlatmaktır. Edebiyat, okuyucuda estetik duygular uyandırır.

İnsanoğlu, duygu ve düşüncelerini anlatmak için türlü yollara başvurur. Her birisinin kendine özgü bir araç ile gerçekleştiği bu anlatım yollarına güzel sanat dalları denir. Müzik, resim, mimarlık gibi güzel sanat dallarından birisi de edebiyattır. Ancak “edebiyat” sözcüğü, aşağıda ayrıntılı olarak anlatacağımız üzere yalnızca sanat dalı olarak değil, bu sanatı inceleyen bilim dalının adı olarak da kullanılır.

Türk edebiyatında, yaygın olarak 19. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlanan edebiyat terimi Arapça “edeb” sözcüğünden türetilmiştir. Arapça’da “davet” anlamı na gelen bu sözcük, “iyi terbiye, zerafet, güzel ahlak, usluluk” anlamlarını da içermektedir. Edebiyat terimi ise Batı dillerindeki “littérature” karşılığı olarak 1860’lardan sonra kullanılmaya başlanılmıştır. Bu kavramın Tanzimat’tan önceki karşılıklarr “ilm-i edeb”, “şiir ve inşa”, “belagat” terimleri idi. Fransızca littérature sözcüğü ise “edebiyat, kültür, yazarlık” anlamlarından başka “belli bir alan veya konu (tıp, hukuk, müzik vb.) üzerine yazılmış eserler toplamı” anlamını da içermektedir. Türkçede bu son kullanımın karşılığı olarak edebiyat yerine daha çok “literatür” sözcüğü tercih edilmektedir. Ayrıca edebiyat kavramı günümüzde şu anlamlarda da kullanılmaktadır:

  • Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı, yazın
  • Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi, literatür
  • İçten olmayan, gereksiz, yapmacık, boş sözler
  • Sanatsal bir doyum sağlamak amacı güden kurmaca bir anlatım biçimi

Bu tanımların yanında, farklı edebiyat kuramları ve anlayışları dahilinde de birçok edebiyat tanımı yapılmıştır. Yapılan tanımlarda edebiyatın farklı yönlerine dikkat çekilmiştir.

Edebiyat, kelime ve kavram olarak Türkçede Tanzimat Dönemi’nden sonra kullanılmaya başlanmıştır. Bu kavram ilk olarak Şinasi tarafından günümüzdeki anlamıyla, bir sanat türünün adı olarak kullanılmıştır.

Böylece edebiyat teriminin hem bir sanat dalının hem de bilim alanının adı olarak kullanıldığı görülmektedir. Elbette öncelik kavramın sanat yönüyle ilgilidir. Georg Wilhelm Friedrich Hegel (1770-1831) tarafından bir disiplin haline getirilen estetik, üç grupta beş sanat olarak sınıflandırılmıştır. Buna göre plastik sanatlar; mimari, heykel, resim (ve dekoratif sanatlar) dallarını içerirken, ses sanatı olarak müzik ve söz sanatı olarak da edebiyat sistemleştirilmiştir. Bu beş sanat içerisinde edebiyat her zaman zirvede görülür. Bunun sebebi edebiyatın malzemesinin diğer sanatlardan farklı olarak dil olmasıdır. Çünkü aynı zamanda günlük iletişimin temel aracı olan dil, diğer güzel sanatların malzemesiyle kıyaslanamayacak ölçüde geniş bir ifade potansiyeline sahip olduğu gibi insanlık tarihi boyunca görüldüğü üzere sürekli gelişmeye uygun bir yapıya da sahiptir.

İletişim dili ile edebiyat dili birbirinden farklıdır. İletişim dili doğrudan doğruya bir mesajı iletmek amacı taşırken edebiyat, dilin ses ve anlam gibi ögelerinden yararlanarak estetik bir eser üretmeyi temel gaye edinmiştir. Bunu da dilin mecaz ve sembol üretebilen soyutlama özelliğinden faydalanarak gerçekleştirir. Bu yüzden edebiyat hiçbir maddi araca, mekana bağlı olmaksızın en somut varlıklardan, en soyut kavramlara kadar insanı ilgilendiren her konuyu ifade edebilme gücüne sahiptir.
 

Bir Metni Edebi Yapan Özellikler

İnsanların iç dünyasında edebi bir zevk uyandırmak ve onları etkilemek için ortaya konulan edebi yazılara edebi metinler denir. Şair ve yazarlar bu etkiyi gerçekleştirmek için kelimelere yoğun ve derin anlamlar yükler, kimi şekil açısından bunu yakalamak ister kimi de anlam açısından. Edebi metinlerde amaç sadece duygu ve hayali sunmak değil, aynı zamanda okuyucuyu etkilemek ve ona bu duyguları yaşatmaktır. Şair ve yazarlar hayal dünyasını düşünceleriyle yoğunlaştırır ve bunu yazıya döker.

Edebi metin duygu, düşünce ve hayallerin insanda heyecan ve hayranlık uyandıracak şekilde ve estetik bir yapı içinde söylenmesi ve yazılması ile oluşur. Edebi bir metnin nitelikleri şunlardır:

  • İşlenmiş, yoğun ve duygu yüklü bir dil ve anlatımla oluşur.
  • İnsanda güzel duygular, hayaller ve zevkler uyandırır.
  • İnsanın duygu, düşünce ve hayallerini besler; insanı iyiye, iyiliğe ve güzelliğe sevk eder.
  • İnsanın bireysel ve toplumsal gerçeklerini bir kurmaca dünyasında yansıtır.
  • Yoruma açık ve özneldir.
  • Her okuyuşta farklı anlamlar içerebilir.
  • Hayal, istek, tutku, sevgi, nefret, aşk, korku gibi duygulara yer verir.
  • Bir iletisi yani teması vardır.

 

Edebiyatın Amacı

Edebiyat; genel olarak, toplumsal gelişmeleri hazırlayan dinamik koşullar arasındaki yerini almak zorundadır. Bilimsel yönden edebiyat incelenirken, yapıtların toplumsal değişme ve gelişmelerin temelleri üzerine oturduğu görülür. Bu bakımdan, edebiyat tarihinin özünde, toplumsal savaşların dinamizmi vardır.

Edebiyatın ana sorumluluğu, toplumun devrimci, sanatçı bir biçimde eğitilmesinden ileri gelmektedir. Hiçbir eğitim alanı, insanın ruhunu, insanın kafasını edebiyat kadar geliştirmek kudretini gösterememiş, toplumun dününü bugününü anlatmakta, yarınını oluşturmakta edebiyat kadar etkileyici olamamıştır.

Edebiyatın amacının, düşünceleri terbiye, vicdanı temizleme, ahlakı ıslah, zihinleri aydınlatma olduğu inkar edilemez. Halk kitlelerinden uzak duran devrimci bir kültür emekçisi ordusuz generale benzer, ateş gücü hiçbir zaman düşmanı yenemeyecektir. Bu amaca varmak için, yazı dilini belli koşullar içinde ıslah etmek, halkımızın konuşma dilini yaklaştırmak gerekir. Çünkü, devrimci kültür için halk bitip tükenmez bir zenginlik kaynağıdır. Geniş halk kitleleriyle bağ kurabilmek için, onların ihtiyaçlarına, arzularına uymalıyız.
 
» Önerilen: Edebiyatın Diğer Bilimlerle İlişkisi


Üniversite Taban Puanları 2019 İçin Tıklayınız.
2020 TYT Konuları
2020 AYT Konuları


Yurtdışı Eğitim Fırsatları

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

22
4
3
6
5
7

Yorum Yap

Yorumlar 0

YKS 2020'ye Evden Hazırlanın! 7/24 Online EğitimHemen incele
+