Öyküleyici Anlatım Örnekleri

Taban Puanları İçin Tıklayınız.




Özel Yurtlar ve Fiyatları için tıklayınız..


Bu yazımızda Öyküleyici Anlatım Örneklerinı paylaşacağız. Öyküleyici Anlatım Nedir? adlı yazımızda da bu konu hakkında detaylı bilgi verdik.

Örnek-1

Acele ettim içimden gelen fırtınaya yakalanmamak için. Annemin elini öptüm. Kapıdan arkama su döktü. Gülümsedim. Oturdu merdivenlerin başına. İlk kez gördüm, annem yaşlanmıştı. Oturma değildi o, çöküvermişti. Seni bir daha göremeyeceğim oğlum dercesine baktı. Yemenisiyle gözlerini sildi. Gırtlağım düğümlenmişti. Yeryüzünün tüm gözyaşları gözümdeydi. Koşar adım döndüm sokağı. Kesilmemiş son bir ağacın dibine çöktüm. Doyasıya ağladım.

Örnek-2

Köyün yola bakan evlerinin önünde, eriyen karın altından çıkan toprak buğulana buğulana nemini kaybetmeye, kurumaya yüz tutmaktaydı. Toprak kirden, pastan arınmış; sünger gibi yu­muşamıştı. Etrafta duman kokusu vardı. Toprak çözülüp suyu emmeye, emdikçe kabarıp şiş­meye, gövdesini yumuşatmaya hazırlanıyordu. Köyün çamurlu sokaklarında düşe kalka ilerlem­eye çalışıyordu çocuklar. Ufukta baharın haber­cisi leylekler görülüyordu.

Örnek-3

Deniz tarafından bir ihtiyar, balıkçı kahvesine doğru usul usul ilerledi. Kapıyı aralayarak içeri girdi. Sağda solda uyuyanlar vardı. Gür bir sesle herkesi selamladı. Kendinden emin adımlarla ilerledi, cam kenarındaki bir masaya oturdu. Garsondan bir çay istedi. Çayını içti, parasını ödedi ve dışarı çıktı. Denize doğru, içli bir şarkı söyleyerek yavaş yavaş yürümeye başladı.

Örnek-4

Hafta sonu tatilini geçirmek için Karadeniz yollarındayız. Mavi ve yeşilin iç içe olduğu uzun bir sahil… Yollar o kadar kıvrım kıvrım ki bir ara başımız dönüyor ve mola vermek zorunda kalıyoruz. Yolun sonunda en az iklimi kadar yumuşak; dağları, denizleri kadar renkli ve hareketli insanlar… Misafir ağırlamanın verdiği heyecan ve mutluluğun, yüzlerinden okunduğu sevecen insanlar ve hafta sonu hiç bitmesin isteyen bizler… Sıcacık yüreklerle tanışmanın verdiği farklı duygularla, çevremizi saran çocuklarla vedalaşarak geri dönüyoruz.

Örnek-5

Yol anızlı tarlaların ve çiğlerle ışıl ışıl yeşilliklerin arasından bir şerit gibi uzanıyor. Arada bir, insanın içine sıkıntı veren gevrek söğütlerle, ince uzun, kımıltısız gölgeleri kurumuş tekerlek izlerine ve incecik yeşil otlar üzerine düşen küçük, yapışkan yapraklı genç kayınlara rastlıyoruz… Tekerleklerden ve atların zillerinden yükselen tekdüze gürültü, yol boyunca ötüşen çayır kuşlarının sesini bastıramıyor. Ben içimde kımıl kımıl bir heyecan, tatlı bir tedirginlik, duyduğum mutluluğu dışa vuracak bir şeyler yapmak istiyorum.

Örnek-6

Dumanlara, sislere, homurtulara, ıslıklara boğulmuş güvercin grisi bir tren, garın ortasında bekliyor. Kirli bir sabah. Gar kalabalık, güneş bulutları gizlemiş. Yağmur öncesinin hüzünlü havası sarmış ortalığı. Küçük, kedi adımlarıyla ilerliyor. İpinin üzerinde ilerleyen bir tel cambazının gerginliği içinde. Ses yükselticilerinden hırıltı duyurular yükseliyor; trenlerin gideceği yerleri, yönleri sayıyor; kalkış saatleri saatlerini bildiriyor. Bir garın her günkü olağan gürültüsü, alışageldik görüntüsü yineleniyor.

Örnek-7

Daireden yıllık iznimi alınca, iki saatlik zaman şuuru kürümü on iki saate çıkardım. Yirmi gün odama kapandım, bir yere çıkmadım. Kürümü sebatla devam ettim. İznimin son günü idi. Saat on 12’ye geliyor. Koltukta başım yana dönmüş, uyuyakalmışım.

Örnek-8

Orhan, camdan, kahveciye ve yanındaki adama eliyle selam verdi, yürüdü. Gene koşamıyordu. Bekleme yerine gelinceye kadar topalladı. Bir Fatih tramvayı çabuk gelmişti. Hemen atladı. Fakat oturur oturmaz vücudunu kuvvetli bir titreme almıştı.

Örnek-9

Yaşlı kadın, bütün umudunu yitirmiş bir biçimde toprak yolda yürüyordu. Başındaki çiçekli eşarbı ağarmış, rengini atmış siyah mantosunun etekleri tarazlanmıştı. Kızgın ağustos güneşinin bütün ışığı diklemesine tepesine iniyor, lastik ayakkabılarının içinde ayakları, terden, yorgunluktan karıncalanıyordu. Bir an aklından çocuklarının yanına dönmeyi geçirdi, sonra vazgeçerek yoluna devam etti.

Örnek-10

Bir yolcu dağların doruklarında, kalın kar tabakasıyla kaplı az kullanılan bir patikada tek başına yürüyordu. Kar giderek daha derinleşiyor, yol giderek daha tehlike­li olmaya başlıyordu. Sonunda yolcu soğuğa dayana­mayacak hale geldi ve yere yığıldı.


2018 Üniversite Taban Puanları İçin Tıklayın..


2019 TYT Konuları

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

0
0
0
0
0
0

Yorum Yap

Yorumlar 0