Günlük (Günce) Nedir, Günlüğün Özellikleri

Günlük (Günce) Nedir, Günlüğün Özellikleri

Taban Puanları İçin Tıklayınız.



Günlük (Günce) Nedir?


Yaşanan olayların, izlenimlerin, tarih atılarak günü gü­nüne yazılmasına günlük (günce) denir. Günlük ile anı arasındaki fark, günlüğün günü gününe yazılmasıdır. Anı ise geçmişteki olaylara aittir. Günlüğün eski dildeki adı “ruzname”dir. Batı’daki karşılığı “jurnal”dir. Günlük türündeki yazılar, anılara göre daha kısadır. Günlükler mutlaka olayları yaşayan kişi tarafından yazılır. Günlükler yazarın hayata ve sanata bakış açısını, psikolojik durumu, zevkleri hakkında bilgi verir.

Günlüğün Özellikleri

  • Günlüklerde anlatılanlarda öznellik ağır basar.
  • Günlükler anılardan farklı olarak günü gününe yazılır.
  • Günlükler anılardan farklı olarak başkasının okuması için yazılmaz, özeldir.
  • Günlüklerde olayın geçtiği tarih ve yer sağ üst köşede belirtilir.
  • Özel yazılar olan günlükler içten bir üslupla kaleme alınır.
  • Günlük yazarının yaşantısı, kişisel dikkatleri ve gözlemleri günlüğe yansır.
  • Edebiyatımızda günlük yerine önceleri “ruzname” adı kullanılmıştır.
  • Edebiyatımızda günlük pek yaygın değildir. Cumhuriyet döneminde günlüklerin yaygınlaştığı gözlemlenir.

Günlük Çeşitleri

1. İçe Dönük Günlükler (Özel Ruhbilimsel Günlük): Yazarın bir bakıma kendi kendi ile konuşmasıdır içinde bulunduğu doğal ve toplumsal çevreden, yazgısından yakınır. Bu metinlerde yazarın yaşadığı duygusal coşkunluğu bulabileceğimiz gibi, çeşitli kavramlar hakkındaki düşüncelerin, yazarın bilincindeki açılımlarını da bulabiliriz. Stendhal’ın günlüğü, Rus yazar Alexander Sergeyeviç Puşkin’in “Gizli Günce”si bu metinlere örnek gösterilebilecek niteliktedir. Fransız yazarı Andre Gide ve bizde Nudullah Ataç bu türün başta gelen ustalarındandır.

2. Dışa Dönük Günlükler: Bu tip günlüklerde yazarlar, alaycı bir tavırla dönemin olaylarını, siyaset, sanat ve edebiyat adamlarını ya da gündelik sıkıntılarını öykü tekniği kullanılarak anlatmaktadırlar. Bu tür günlüklerde yazar kendi zaman dilimi içindeki tutum ve davranışlardan, düşünsel akımlardan ve haber kaynaklarından bahseder. Yaşadığı hayat kesitlerini, çeşitli konulardaki izlenimlerini öykü tekniği ve zengin betimlemeler aracılığıyla günlüğüne yansıtan ünlü öykücümüz Tomris Uyar’ın günlükleri de dışa dönük niteliğe sahiptir. Bu türler dışında bir de sanat esarlerinin oluşumu ve gelişimi ile ilgili günlükler vardır. Yazar eserinin gelişme evrelerini günü gününe anlatırken çektiği sıkıntıları, kaygıları ve çalışma yöntemini de bize göstermiş olur. A. Gide’nin “Kalpazanlar”, Thomas Man’ın “Doktor Faustas” bu tür günlüklerin başarılı örnekleridir.

Günlük Türündeki Önemli Eserler

  • Seyahat Jurnali – Direktör Ali Bey
  • Hayatımın Hikayesi – Şair Nigar Hanım
  • Ruzname – Ömer Seyfettin
  • Günce – Nurullah Ataç
  • Günlük – Salah Birsel
  • El Yazılarına Vuruyor Güneş – İlhan Berk
  • Günler – Cemal Süreya
  • Başıbozuk Günceler – Ece Ayhan
  • Gece Defteri – Ahmet Oktay
  • Damla damla Günler – Adalet Ağaoğlu
  • Gündökümü – Tomris Uyar

Anı (Hatıra) ile Günlük Arasındaki Fark


Anı ile günlük arasında bazı farklar vardır. Günlük günü gününe yazılır. Anı ise aradan zaman geçtikten sonra yazılır. Örneğin kişi günlüklerinden yararlanarak ileride bir anı kitabı kaleme alabilir. Günlük yazarı sadece kendisini ya da kendisini merkeze alarak çevresindekileri anlattığı hâlde; anı yazarları başkalarını anlatabilir.

Günlük Örneği


GÜNCE (11 Mayıs 1957) - Nurullah Ataç

Bugün üçüncü gündür yatıyorum, üşütmüşüm, sayrı­/andım (hastalanmak) onun için. Çok sıkılıyorum. Oy­sa ben yatmağı severim, günün uzun bir bölümünü ya­takta geçiririm, yazılarımı çoğu yatakta yazarım. Gü­cün yatmak gereğince dayanamıyorum, kalkmak, do­laşmak geliyor, içimden. Galib’in üycüğünü (beyit) söylüyorum kendi kendime: ”Ab-ı hayat-ı sohbet-i ah­baptan cüda / Mahileriz ki /ücee-i deryaya hasretiz” Bu üycüğü andım da usuma geldi. Geçenlerde alığın biri “Siz aruzla yazılmış şiirleri sevmezsiniz, değil mi?” gibi bir söz söyledi. Söyleyişinden belliydi, o yır/arı yal­nız sevmediğim değil, bilmediğim kanısındaydı. Gençlerimizin çoğu böyle beylik düşüncelerle yetin­dikleri için alık oluyor. Beylik düşünceler onları alıklı­ğa, alıklık da beylik düşüncelere götürüyor. Sayrılar evine (hastane) düştüm. Bu kez önemliye benziyor. Öldürür mü, öldürmez mi. Orasına bilemem ya. İstan­bul’a gidecektim, sağın/ar (hekimler) bırakmıyor. Bir süre yazı yazamıyacağım. Ben de yazamıyacağım Ka­vafoğ/u da yazamıyacak. Ayrılamaz benim yanımdan. Kimbilir? Ola ki son yazdığım çizeklerdir bunlar. Öyley­se ne yapalım? Bunca yıl yaşadım, yeter bana


Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

0
1
0
0
0
0

Yorum Yap

Yorumlar 2

YKS Puan Hesaplama Uygulamamızı İndirdiniz mi?Hemen İndir
+