Betimleyici Anlatım Örnekleri

Taban Puanları İçin Tıklayınız.



Bu yazımızda Betimleyici Anlatım Örneklerini paylaşacağız. Betimleyici Anlatım Nedir? adlı yazımızda bu konuda detaylı bilgi vermiştik.

Örnek-1

Kenar mahalleler. Birbirine geçmiş, yaslanmış tahta evler. Kiminin kaplamaları biraz daha kararmış, kiminin balkonu biraz daha eğrilmiş, kimi biraz daha çömelmiştir. Hepsi hastadır; onları seviyorum çünkü onlarda kendimi buluyorum.

Yukarıdaki parça izleyicinin zihninde bir yeri canlandırma amacı taşıdığı için izlenimsel betimleme türüne örnektir.


Örnek-2

Sen, hiç bir su değirmeninin içini dolaştın mı arkadaşım? Görülecek yerdir! Yamulmuş duvarlar, tavana yakın ufacık pencereler, ve kalın kalasların üzerinde simsiyah bir çatı… Sonra bir sürü çarklar, kocaman taşlar, miller, sıçraya sıçraya dönen tozlu kayışlar… Ve bir köşede birbiri üstüne yağılmış buğday, mısır, çavdar ve her çeşitten tahıl çuvalları. Karşıda beyaz torbalara doldurulmuş unlar… Taşların yanında, duman halinde, sıcak ve ince zerreler uçuşur. Halbuki döşemedeki küçük kapağı kaldırınca aşağıdan doğru sis halinde soğuk su damlaları insanın yüzüne yayılır.

Örnek-3

Basık limon kabuğu bir fes… Saçının kıvırcıkları yırtığından fırlamış. Cep ağızları yırtık, yakası kalkık, kolları uzun, üzgün bir ceket… Dizleri patlamış bir pantolon, ayağının baş parmaklarına takılı iki terlik, sırasıyla her masanın başında el açıyor. Bunlar her gün, her yerde görebileceğimiz, üzerinde önemle durmamız gereken kimsesiz sokak çocukları.

Örnek-4

Karşıda sapsarı ova görünüyor. Ovanın tam ortasından kıvrıla kıvrıla akan bir çay geçiyor. Çayın kıyıları koyu yeşil söğüt ve kavak ağaçları… Dışarıya doğru tarlalar… Kimisi kara nadas, kimisi sarı; ekilmiş ve yetişmiş ekinler… Daha ileride, sonsuz kır, bembeyaz uzayıp gider.

Örnek-5

Mart rüzgarının kırbaçladığı kadınlar, ıslak küçük tezgahlarına sıraladıkları yeşil soğan, kırmızı turp, kuru sarımsak ve şakayık, lale demetlerinin gerisinde durmuş bekleşiyorlardı. Havanın rengi koyulaşıp caddeyi iş dönüşlerinin kalabalığı sardığında otobüslerin ve tramvayların aydınlığı, bu kıpırtısız kadınların yüzüne değip geçerdi. Mağazaların boş camekanlarına kirli floresan aydınlığı ile çöken kasvet kepenklerin indirilmesiyle silindikten, yolun ıslak sessizliği geri gelinceye kadar bu insan akışı devam ederdi. Elceğizleri kızarık, bükük; kalın, kaba hırka ve yeleklerinin ceplerinde ısınmak için depreşip dururdu.

Örnek-6

Kimseye sezdirmeden soyuk ormanına dalıyorum. Bu orman, benim sevdiğim karışık ormanlardan. Serin, nemli bir loşluk içinde ağaçlara baka baka ilerliyorum. Koyu yeşiller köknar, açık yeşiller çam; biliyorum zaten. Altın sarısı lekeler titrek kavak imiş, limon sarısı gürgen, turuncu sarı ve kızıllar kayın, pas renkli benler de meşe. Soyuk ormanının üst eteğinin tacı, üst katı bu ağaçlardan; ama tacın altında ikinci kat, yarı ağaçlar ve çalılar katı var. Ormanın ikinci katı renkçe de çeşitce de daha zengin. İşte fındık; şimdiden küpelerini sarkıtmış, üvez ve muşmulanın yaprakları kızarmış; kızılcığın, alıçın, papaztakkesinin yemişleri pembe, kırmızı; yaprakları sarı. Ormana güz şimdiden gelmiş.

Örnek-7

Bir düş, ancak bu kadar canlı olabilir, bu kadar kıpkızıl renklerle döşenmiş olabilir. Kızıla çalan hırkasıyla, camın arkasındaki duruşuyla, bir denizin karanlığına dalmış ela gözlerinin derinliğiyle belleğimi kamaştırıyor… Belleğim en derindeki imgeyi yeniden oynatıyor. Çocukluğumuzun toza belenmiş sokağında, kasabamızın hastanenin yanından kırlara uzanan sahanlığındayım. Bir taşı tekmeleyerek kırlara doğru yürümeye çalışıyorum. Arkama bakmaya korkuyorum.

Örnek-8

Leh veya Avusturyalı olduğu anlaşılan uzun boylu, iri biri sokağın ortasında duruyor. Başında eski, yırtık silindir şapkalardan biri var. Bu şapka, lekeci dükkanlarının numuneleri gibi rengarenk; tepesinin ortasında kağıttan yapılma bir bayrak dalgalanıyor. Kır saçları uzamış, kirli alnını, ensesini kaplıyor. Burun mosmor, pürtük pürtük. Yüz kırmızı şişkin. Gözleri şaşı değil de bu duruma düşenlerde görülen bir halde, yani kapakları şiş, pınarları dolgun bakışlarının yönü az değişmek üzere daima birbirine zıt. Bıyık, sakal dudaklarının içe doğru çevrilmesinden dolayı bitişik. Gerdan katmer katmer…

Örnek-9

Delhi Türk hükümdarlarının son başkenti idi. İngilizler, önce Kalküta’yı merkez diye aldılar. 1912’de Visruva Delhi’ye taşındı. Yeni merkezin Hindistan ülkesine layık olması için, gerek yapılara gerek şehrin planlarına çok edilmiştir. Plan, eski yeni mahallelerde oturanlardan başka 65 bin nüfusu 500 bine yakındır. Delhi, üç büyük Hindistan limanına demiryolu ile, hemen hemen aynı mesafededir. Bu mesafe 1300 ila 1400 kilometre arasında değişiyor. Şehirde, caddede yeni dikilen ağaçların etrafına üst üste konan tuğlalardan kısa duvarlar çekilmiş olduğunu görürsünüz…

Örnek-10

O hiç şüphesiz şimdiye kadar tanımış olduğum insanların en sevimlisi ve cana yakınıdır. Öyle ki bu sevimlilik hoşa gitmek istediği alanlarda baş vurduğu bir fantezi olmaktan çok mizacının temel bir özelliğidir.İlk görüşte çevresinde bir sempati havası yaramasının nedeni belki de budur. İnsanı saran teselli eden dostluk ve sevgi dolu bir havası vardır.



2019 YKS-TYT Kitaplarını En Uygun Fiyata Almak İçin Tıkla.


Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

0
0
0
0
0
0

Yorum Yap

Yorumlar 0

YKS Puan Hesaplama Uygulamamızı İndirdiniz mi?Hemen İndir
+